Türkiye’de gazeteciler çok yetenekli, sürekli gündem oluşturacak bir şey buluyorlar. Bazen de gündem kendiliğinden art arda geliyor. Tıpkı Terör olayları, Danıştay Saldırısı, Darbe Günlükleri ve en sonunda dananın kuyruğu olan Ergenekon süreci…
Haberci gözü ile son on yıla baktığımda kesinlikle gündemin sakin olduğu, ortamın yumuşak olduğu, idarecilerin sadece halkın sosyal sorunları ile ilgilendiği bir dönem hatırlamıyorum.
Ülke basını yaklaşık bir yıldan fazla zamandır; kimine göre ‘Terör Örgütü’, kimine göre de ‘ülkenin önde gelenlerinin mensubu olduğu ve laiklik karşıtı kişiler tarafından uydurulan bir örgüt’ olarak nitelendirdikleri Ergenekon Davası ile yatıp kalkıyordu.
Son günlerde bu davanın da popülitesini yitirmesinden olacak ki başka yönlere kaymaya başladılar.
***
Şu günlerde Avrupa’nın gerek sosyalliği ile gerekse gelişmişliğiyle bilinen ülkelerinden olan Belçika’da yapılan Parlamento Seçimlerini, o ülkeden daha çok takip eder duruma geldik.
Bizi Avrupa’nın bir kentinin parlamento seçimlerine bu kadar kilitleyen neden ise bir türlü bazı basın-yayın organlarımızın içine sindiremediği ve halk içinde de sindirilmemesi için çok uğraştığı türban oldu.
Belçika’da yapılan son Parlamento Seçimlerinde bir Türk kızı olan ve başörtüsü ile Belçikalılar tarafından parlamentoya gönderilen Mahinur Özdemir, Türk basının yeni gündemi olmuş durumda.
Belçika halkı ve basını henüz 26 yaşında olan bu genç beyinden nasıl fayda sağlarım diye düşünürken, Türk medyasının Belçika Parlamentosunda yapılan yemin törenini saatlerce canlı yayından vererek, sürekli bir türban krizi beklentisi içinde olması Müslüman bir ülke olan Türkiye’de doğal olarak tepkiyle karşılandı. Çeşitli gazete ve TV’lerde gelen tepkilerin üzerinde durulması, vatandaşın bu konuya olan duyarlılığını da göstermiş oldu.
Yıllardır, Avrupa’daki Türklerin bulundukları ülkelerde etkin olamamasından şikâyet eden Türk basının, Mahinur Özdemir’in bu büyük başarısını ‘Avrupa’nın ilk türbanlı vekili’ olması ve türbanıyla parlamentoda yemin etmesi şeklinde yansıtması dikkatlerden kaçmadı.
28 Şubat sürecinde TBMM’de aynı pozisyonda olan, ancak farklı şekilde muamele gören Merve Kavakçı olayına da atıfta bulunan TV’ler, Türkiye’nin demokratikliğine vurgu yapmaya çalıştı. Ancak görüldü ki sürekli gıpta ile baktığımız Avrupa’da huzurun, sükûnetin ve halkın yaşam standartlarının daha fazla olmasının sebebi bu şekilde oluyormuş.
Bizim medyalarda kriz safsatası almış başını gidiyorken, Mahinur Özdemir kürsüye çıkarak başörtüsü ile yeminini etti ve Merve Kavakçı’nın maruz kaldığı pozisyonun aksine alkışlarla yerine oturdu. Bu durumda bir takım medyaya –tabir’i caiz ise- kapak oldu!
Alarmı kurulmuş saat gibi belli aralıklarla “Türkiye İran mı olacak, Malezya mı olacak?” gibi saçma sorularla toplum arasında kargaşa oluşturmaya çalışan basın-yayın organları ile ülkede söz sahibi konumda bulunan şahıslara şimdi soruyorum: “Türkiye ne zaman Belçika olacak?”
Selametle…