Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam |    | Künye |     | Üyelik |   | Sitene Ekle |    | Bize Ulaşın |
Ana Sayfa
Son Dakika
Gündem
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Eğitim
Sağlık
Gündem Özel
Ropörtaj
Haber Arşivi
 
Çok Okunanlar
Diyarbakır'da Adıyaman Rüzgarı Diyarbakır'da Adıyaman Rüzgarı
Diyarbakır'da Adıyaman Rüzgarı
Diyarbakır'da Adıyaman Rüzgarı
Adıyaman'da Havan Mermisi Bulundu Adıyaman'da Havan Mermisi Bulundu
Adıyaman'da Havan Mermisi Bulundu
Alkayış;Depremi Değerlendirdi.. Alkayış;Depremi Değerlendirdi..
Alkayış;Depremi Değerlendirdi..
Aslan İçin Mevlit Okutuldu Aslan İçin Mevlit Okutuldu
Aslan İçin Mevlit Okutuldu
Kadınlar Günü Etkinlklerle Kutlandı Kadınlar Günü Etkinlklerle Kutlandı
Kadınlar Günü Etkinlklerle Kutlandı
Toprak;Şiddet Olaylarından Bıktık Toprak;Şiddet Olaylarından Bıktık
Toprak;Şiddet Olaylarından Bıktık
Tandoğan'dan Vali Sodan'a Plaket Tandoğan'dan Vali Sodan'a Plaket
Tandoğan'dan Vali Sodan'a Plaket
Bölgede Tek Bağdadi Mimarili Cami Bölgede Tek Bağdadi Mimarili Cami
Bölgede Tek Bağdadi Mimarili Cami
Büyükaslan'a Teşekkür Plaketi Büyükaslan'a Teşekkür Plaketi
Büyükaslan'a Teşekkür Plaketi
Çok Yorumlananlar
Kampanya'danTGRT'ye 110 Milyar:...
Malatya Haddini Aşmasın:...
A.K.P Nereye Gidiyor..:...
Adıyaman Üvey Evlat Olmuştur:...
Adıyaman Devlet Hastanesin'de İnanılmaz Değişim:...
Çelebi; Uyardı Anız Yakmayınız..:...
Milletvekilleri Neden Gelmedi:...
Kırmızı'dan Anlamlı Sözler..:...
Daum’un Gençlere Bakışı:...
Alevi Kaleminden Said Nursi:...
Seni seviyorum...:...
Linkler
Ahmet Saygısaygı@adiyamanperre.com

TELEVİZYONUN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
Yazıyı büyüt .

Kitle iletişim araçları içinde, olumlu ya da olumsuz etkileri en çok tartışılan araç herhalde televizyondur. Sadece bizde değil, en gelişmişinden en geri kalmışına kadar bütün ülkelerde televizyonun etkileri tartışma konusu. Eğitimciler, siyasetçiler, sanatçılar, din adamları… Her biri kendi bakış açısından televizyonu tartışıyor.

Kimilerine göre, televizyon bugüne kadar gerçekleştirilmemiş pek çok güzel rüyanın cisimlenmiş hali; kimilerine göre de televizyon çağdaş bir karabasan. İster olumlu, ister olumsuz olsun, bütün bu yaklaşımların kesiştiği tek bir ortak nokta var: televizyonun mutlak ve karşı konulamaz bir etkileme gücüne sahip olduğu varsayımı. Oysa bugüne kadar yapılan araştırmalar, bu varsayımı hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde doğrulamıyor. Sözgelişi, bugüne kadar, televizyonla şiddet arasındaki ilişkileri araştıran yüzlerce araştırma yapılmış. Televizyonda yayımlanan ve şiddet unsuru içeren programların, seyircileri( bilhassa çocukları) şiddete özendirdiğini gösteren araştırmalar da var; tam tersine, bu programların bir tür arınmaya yol açarak, olumlu etkiler yaptığını gösteren araştırmalar da. Bu çelişkiyi, sadece araştırma tekniklerinin yetersizliğiyle veya daha da kötüsü araştırmacıların yanlılığıyla izah etmek de sorunu çözmüyor. Belki sorun, daha derinlerde bir yerde. Örneğin bu sorunun aslında bir doğru cevabı olup olmadığı noktasında düğümleniyor. Bir başka deyişle, belki de, soruyu böyle sorduğumuz sürece asla cevaplandıramayacağız. Bu ve benzeri sorular, yazılı basının etkilerini araştırıldığı dönemlerden kalma sorular. Oysa biz onları ne kadar örnekleştirmeye çalışırsak çalışalım, televizyonla yazılı basın arasında bir nitelik farkı var. Üstelik yazılı basının egemen olduğu toplumla, televizyonu tanımış toplum arasında da göz ardı edilemeyecek nitelik farkları var. Denilebilir ki, işte bu iki toplum arasındaki nitelik farklarının neler olduğunu, nasıl ortaya çıktığını gösterebilirsek, televizyonun etkilerini de belirlemiş oluruz. Ama kazın ayağı ne yazık ki öyle değil. Zira bu farklar, sadece televizyonu tanımış olmaktan da kaynaklanmıyor. Televizyon, çevremizi esaslı bir biçimde dönüştüren yüzlerce, binlerce araç, gereçten biri yalnızca. Sözgelişi, mesafe kavramındaki değişikliği ele alalım, Bu kavramın geçirdiği olağan üstü değişiklikten ötürü hepimiz, uluorta  “ dünya artık çok küçüldü” diyoruz. Ama dünyayı böylesine küçülten, acaba sadece, her akşam dünyanın dört bir köşesinde olup bitenleri oturma odamıza kadar taşıyan televizyon mu? Yoksa, bütün farklılıkları ortadan kaldırıp, bütün kültürleri kendisine benzetmeye adamış batı yayılmacılığı mı? Uluslar arası kuruluşların,  global olgu ve oluşumların dünyayı küçültmedeki rolleri televizyondan daha mı az?

Ne var ki, bu söylediklerimiz, kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla televizyonun, günlük yaşamımız, düşünme kalıplarımız üzerinde kendilerine mahsus bir etkileri olmadığı anlamına gelmiyor. Bunları söylemekle, sadece bu etkileri(diğer bütün değişkenleri sabit tutarak) belirlemenin ve kontrol altına almanın güçlüğüne ve hatta imkânsızlığına işaret etmiş oluyoruz. Televizyonun etkilerini tartışırken, sık sık içine düştüğümüz yanlış soyutlamalardan biri de, televizyon programlarını tek tek ele almamız ve bu tekil programların muhtemel etkilerinden yola çıkarak televizyonun etkilerini ölçmeye çalışmamız. Oysa dünyanın hiçbir yerinde televizyon seyircileri, bir televizyon programını kendi kendisinden ibaret bir mesaj olarak algılamıyorlar. Her şeyden önce, herhangi bir televizyon programı, başka televizyon programlarının arasında veriliyor. Böylece peş peşe gelen farklı türden programlar, birbirlerini bütünlüyor. Birbirlerinin ilettiği mesajları ya pekiştiriyor, ya da hafifletiyor, etkisiz hale getiriyor. Örneğin melodramatik bir filmin final sahnesini gözyaşları içinde seyreden milyonlarca insan, on saniye sonra, bir çiklet reklamının hoppa dünyasına savrulabiliyor. İşte bu yüzden televizyonun etkilerini tek tek programlardan yola çıkarak ölçemeyeceğimiz gibi, bu programların aritmetik toplamına da indirgeyemeyiz. Özellikle, televizyonu bir bilgi, bir enformasyon kaynağı olarak görenler ve sadece bu nedenden ötürü televizyonu olumlayanlar, genellikle bu noktayı görmezlikten geliyorlar. Televizyon, münhasıran enformasyon iletmez. Enformasyon + eğlence de üretmez. Bazılarının “ eğlendirerek öğretmek, öğretirken eğlendirmek” türünden ifadelerle formüle ettikleri bir zihin durumu var. Bilginin, bir niyet, bir çaba, bir sabır; kısacası bir hazırlık gerektirdiği düşüncesi bugün artık bir kenara itilmiştir. Ama yerine yeni iletişim ve enformasyon araçlarının etkilerini de açıklayabilecek bütünleşik bir öğrenme kuramı konulamamıştır. Bu yüzden günümüzde artık öğrenme kuramlarından değil, öğrenmeme, öğrenerek cahil kalma, öğrendikçe cahilleşme kuramlarından söz edilir hale gelmiştir.


     




Bu yazi 2695 defa okundu.
Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Yazdır
Yorumlar ( 0 )
 
Anket
Gündem Özel
Adıyaman'da Havan Mermisi Bulundu
Adıyaman'da Havan Mermisi Bulundu
Diyarbakır'da Adıyaman Rüzgarı
Diyarbakır'da Adıyaman Rüzgarı
Alkayış;Depremi Değerlendirdi..
Alkayış;Depremi Değerlendirdi..
Elazığ Depremi'nin Bilançosu Ağır
Elazığ Depremi'nin Bilançosu Ağır
Röportajlar
Tanrıverdi Yasaklı Günleri Anlattı
Tanrıverdi Yasaklı Günleri Anlattı
Adıyamanlı Ahmet Tanrıverdi yasaklı günleri ve Bediüzzaman Said Nursi ile olan görüşmesini anlattı

Yazarlar
Adıyaman Perre Haber
Kerim Baydak
Kerpiç Beton Farketmez Depremle Yaşamak Zorundayız
Adıyaman Perre Haber
Baykan Sarıkaya
Tek Tırnaklı Fırsatçılar
Adıyaman Perre Haber
Cihan Aktaş
Haki Renkli Bir Çocukluk Ufku
Adıyaman Perre Haber
Hüseyin Yılmaz
Yargı Ve Devlet Terörü
Adıyaman Perre Haber
Zeki Dişkaya
Ülkeye Bir Millet Meclisi Yeter
Adıyaman Perre Haber
M.Cihan Akbilek
DAVETE İCABET GEREKMEZ Mİ?
Adıyaman Perre Haber
Haluk Erdoğan
Güzel Bir Siyaset İktidarı Sürekli Kılar
Adıyaman Perre Haber
Akif Beyaz
Daum’un Gençlere Bakışı
Adıyaman Perre Haber
Erdal Yilmaz
STK'ların Önemi İHH ve Gürbüzcan
Adıyaman Perre Haber
Hayrunnisa Yağcı
Esenlerde Unutulmayan Yetimler
Alıntı Yazarlar
Piyasalar
Bağımlıyız
videohaber
fotohaber
Anket
© 2007 - Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
www.adiyamanperre.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. Yazarlarin yazilarindan site sahibi/domain sahibi/host sağlayicisi sorumlu değildir.